İbrahim Bilgiç

Makineler düşünebilir mi?

Bir sohbet modeliyle konuşurken bazen karşında biri varmış gibi hissedersin. Şaka yapar, özür diler, bir problemi adım adım çözer. Akla ister istemez şu soru gelir: Bu makine düşünüyor mu?

Bu soru, ilk bilgisayarlarla birlikte doğdu. Ve hâlâ herkesin kabul ettiği bir cevabı yok.

1. Turing’in hilesi

İngiliz matematikçi Alan Turing, 1950’de yazdığı bir makaleye tam da bu soruyla başladı: “Makineler düşünebilir mi?”

On altı yaşındaki Alan Turing’in pasaport fotoğrafı
Alan Turing, 16 yaşında (1928)

Sonra soruyu bir kenara koydu. “Düşünmek” kelimesinin tanımı üzerinde anlaşmak çok zordu. Onun yerine bir oyun önerdi.

2. Taklit oyunu

Bir odada bir soru soran kişi oturur. Duvarın arkasında iki oda vardır. Birinde bir insan, ötekinde bir makine. Soran kişi ikisini göremez ve sesini duyamaz. Onlarla sadece yazıyla konuşur.

AB

Soran kişi istediği her şeyi sorabilir. Şiir yazdırabilir, hesap yaptırabilir, çocukluk anılarını sorabilir. Konuşmanın sonunda hangisinin makine olduğunu bilmesi gerekir.

Turing’in fikri şuydu: Eğer soran kişi makineyi insandan ayırt edemiyorsa, makinenin “düşünüp düşünmediği” tartışması anlamını yitirir. Bu oyun bugün Turing testi olarak biliniyor.

3. Kandırmak, anlamak demek mi?

1966’da Joseph Weizenbaum ELIZA adında basit bir program yazdı. ELIZA bir psikoterapisti taklit ediyordu. Senin cümlendeki kelimeleri alıp soruya çeviriyordu: “Annemle aram kötü” dersen, “Bana annenden biraz daha bahset” diyordu.

Siyah ekranda ELIZA ile bir kullanıcı arasındaki İngilizce yazışma
ELIZA ile bir yazışma

ELIZA hiçbir şey anlamıyordu. Buna rağmen onunla konuşan bazı insanlar ona duygusal olarak bağlandı. Bir makineye gereğinden fazla anlam yükleme eğilimimize bugün ELIZA etkisi deniyor.

Filozof John Searle 1980’de bir düşünce deneyi önerdi. Çince bilmeyen biri bir odada oturuyor. Elinde kalın bir kural kitabı var: “Şu işaretler gelirse, şu işaretleri geri gönder.” Dışarıdan bakan biri odanın Çince bildiğini sanar. Oysa içerideki kişi tek kelime anlamıyor. Searle’e göre bilgisayarlar da böyle: kuralları uyguluyorlar, ama anlamıyorlar. Bu deneye Çin odası deniyor.

4. Bugün ne durumdayız?

2025’te iki araştırmacı, Cameron Jones ve Benjamin Bergen, Turing’in oyununu yüzlerce kişiyle oynattı. Her katılımcı aynı anda bir insanla ve bir yapay zekâyla 5 dakika yazıştı, sonra hangisinin insan olduğuna karar verdi.

Yani bugünün sohbet modelleri Turing’in oyununu geçebiliyor. Ama bu, “düşünüyorlar” sorusunu kapatmadı. Searle’ün itirazı hâlâ yerinde duruyor: İnsanı kandırmak, anlamakla aynı şey mi?

5. Peki cevap ne?

Dürüst cevap: Bilmiyoruz. Ve cevap, “düşünmek” derken ne kastettiğine bağlı.

Gündelik hayat için en kullanışlı tutum şu olabilir: Modelin ne kadar akıcı konuştuğuna değil, ne yaptığına bak. Doğru mu, işine yarıyor mu, kontrol edilebilir mi?

Akılda kalsın: Turing “makine düşünebilir mi” sorusunu “makine insanı kandırabilir mi” sorusuyla değiştirdi. Bugünün modelleri o oyunu geçebiliyor. Ama kandırmanın anlamak olup olmadığı hâlâ açık bir soru.

Daha derine inmek istersen: Tarih’in ilk bölümü, Turing’in 1950 tarihli makalesi ve Jones ile Bergen’in 2025 deneyi (ikisi de İngilizce).

Kaynaklar

  1. Turing (1950): Computing Machinery and Intelligence ↗Taklit oyunu
  2. Weizenbaum (1966): ELIZA ↗İlk sohbet programlarından biri
  3. Searle (1980): Minds, brains, and programs ↗Çin odası
  4. Fotoğraflar: Alan Turing, 16 yaşında (muhtemelen A. R. Chaffin) ve ELIZA ekranı ↗İkisi de kamu malı, Wikimedia Commons; iki renkli baskı bu sitede uygulandı
  5. Jones ve Bergen (2025): Large Language Models Pass the Turing Test ↗GPT-4.5’in %73 ile insan sanılması
Yapay zekâ bir fotoğrafı nasıl görür?→
bitti